İklim Elemanları Konu Özeti 9. sınıf Coğrafya

İKLİM ELEMANLARI

1)Sıcaklık
İklimlerin oluşmasında ve şekillenmesinde sıcaklık en temel faktördür. Sıcaklık değişimleri sonucunda farklı iklimler meydana gelmiştir ve kendine has özelliklere sahip olmuşlardır. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, Akdeniz iklimi sıcaklıkların 0⁰C’nin altına düşmediği bir iklimdir. Antalya bölgesi bu nedenle seracılık faaliyetlerinde bulunur ve yaz sezonu erken açılır.
Isınmamızın temel kaynağı Güneştir. Güneşten gelen ışınlar ile ısınıyoruz ve bu ışınların geliş açısı oldukça önemlidir. Dike yakın bir açıyla geldiklerinde daha çok ısınırken, daha eğik bir açıyla geldiğinde daha az ısınırız.sıcaklığın dağılışını etkileyen faktörler konu anlatımı
Yeryüzünde Sıcaklık Dağılışını Etkileyen Faktörler:
1) Güneş ışınlarının geliş açısı:
Güneş ışınlarının dik veya dike yakın açıyla geldikleri zamanlarda daha fazla ısınırız. Ülkemizde bu durum yaz aylarında yaşanır. Işınların dike yakın açılarla gelmesi sonucunda yaz mevsimi yaşarız ve hava sıcakları en yüksek seviyeye çıkar. Kış aylarında ise ışınların açısı küçülür ve daha eğik açıyla gelirler. Bu nedenle en düşün sıcak değerleri kış mevsiminde yaşanır.
a) Yer Kürenin Şekli:Güneş ışınlarının geliş açısındaki farklılaşmanın sebebi, dünyanın şeklidir. Farklı enlem derecelerine farklı açılarla gelen ışınlar sıcaklıklarda da farklılaşmaya yol açmaktadır. Her zaman dik veya dike yakın açılarla ışınlar Ekvatoral bölgeye uğrarlar ve bu nedenle bu bölgede sıcaklık oldukça yüksektir. Ekvatordan kutuplara doğru güneş ışınlarının geliş açısı küçülür ve sıcaklık miktarı azalır. Bu duruma enlem etkisi adı verilir.

b) Dünyanın Eksek Eğikliği ve Yıllık Hareketi:Eksen eğikliği sıcaklık konusunda en belirleyici etkenlerin başında gelmektedir. Eksen eğikliğinden dolayı yıl içerisinde güneş ışınlarının geliş açısında farklılaşma meydana gelir. Böylece mevsim kuşakları oluşur.
Yıllık hareket, Dünyanın güneş etrafındaki dönme hareketidir. Bu hareket sonucunda dünya güneşe en yakın ocak ayında, en uzak temmuz ayında bulunur. Fakat eksen eğikliği nedeniyle bizler, dünyanın güneşe en yakın olduğu ocak ayında kış mevsimini yaşarken, dünyanın güneşe en uzak olduğu temmuz ayında yaz mevsimini yaşamaktayız.
c) Dünyanın Günlük Hareketi:Dünyanın gün içerisinde kendi ekseni etrafında yaptığı harekettir. Bu hareket sonucunda gün içerisinde güneş ışınlarının geliş açısında farklılıklar olur ve ısınma miktarı da buna göre değişim gösterir. Örneğin, sabah 9’da ısınma miktarı az iken, öğe 13’te ısınma miktarımız daha fazladır. Bu gün içerisinde güneş ışınlarının geliş açısının farklılaşması sonucundadır.
Ayıca sınavlarda karşınıza soru olarak gelmesi muhtemel bir duruma değinmekte fayda görüyoruz, gün içerisinde en sıcak olan saatler öğle 12.00 – 13.00 civarı değildir. En sıcak olan saatler 15.30 – 16.00 civarıdır. Bunun sebebi, gün içerisindeki tüm ısısın o saatlerde birikiyor olmasıdır.
d)Bakı ve Eğim:Bakı, bir yerin güneşe olan konumudur. Yani bir dağın güney yamacına güneş ışınları gelirken, kuzey yamacına gelmeye bilir. Bu nedenle güney yamaçta ürünler erken yetişirken, kuzey yamaçta daha geç yetişir. Sebebi, güneş ışınlarının geliş açısından dolayı ısınmanın farklılaşmasıdır. Buna “bakı etkisi” denir.
2)Güneşlenme Süresi:
Güneşlenme süresi, bir yerin güneş ışınları aldığı süreyi göstermektedir. Diğer bir deyişle, bir yerin Bulutsuzluk süresidir. Yani Akdeniz bölgesinde güneşlenme süresi fazla olduğundan denize girenlerin sayısı da fazladır. Karadeniz’de ise güneşlenme süresi az olduğundan denize girenlerin sayısı da azdır. Bunun temel sebebi Akdeniz’de bulutların az olması ve havanın açık olmasıyken, Karadeniz’de sürekli bulutların bulunması ve havanın kapalı olmasıdır.
3)Yükselti:
Sıcaklık ile yükselti arasında ters ilişki bulunmaktadır. Yükselti arttıkça sıcaklık azalır, yükselti azaldıkça sıcaklık artar diyebiliriz. Bir dağı incelediğinizde üst kısmında karlar bulunurken, alt kısımda kar bulunmadığını görebilirsiniz. Bunun sebebi yükseltiden dolayı üst kısımda sıcaklık azdır ve kar oluşumu için uygun ortam mevcuttur. Alçak kısımlarda ise sıcaklık daha fazladır ve kar oluşumu için uygun ortam bulunmamaktadır.
Yaz aylarında insanlar sıcaktan kurtulmak için “yayla” denilen yüksek kesimlere çıkarlar. Bunun sebebi de yükseldikçe sıcaklığın azalmasıdır.
4)Kara ve Denizlerin Dağılışı:
Kara ve denizlerin dağılışı sıcaklığa etki eden bir diğer unsurdur. Karalar çabuk ısınıp çabuk soğurken, denizler geç ısınıp geç soğur. Yazın başlangıcında hava ısınmışken denizin soğuk olmasının nedeni de budur.
Deniz kenarında olmasına rağmen sıcaklık oldukça bunaltıcı olarak yaşanabilir. Bunun sebebi de yukarıda açıklanan durumdur. Deniz geç ısındıktan sonra, geç soğur. Hava soğumaya başlasa bile deniz ondan daha sıcak olduğundan bölgeyi bunaltıcı etki altında bırakabilir.
5)Nem:
Sınavlarda karşınıza gelebilecek bir unsur ile devam edelim. Nem havanın içerisinde bulunan su buharıdır. Nemin arttığı bir bölgede sıcaklık dengeli bir şekilde dağılır. Çünkü nem sıcaklığı tutar ve dağıtır. Nemin olmadığı yerlerde ise sıcaklığı dağıtacak bir unsurda yoktur. O nedenle dünyanın en sıcak bölgesi en dik açı ile güneş ışınlarını karşılayan ekvator değildir. Çünkü ekvatorda yüksek nem bulunur ve sıcaklık dağılmıştır. Dünyanın en sıcak bölgesi çöllerin bulunduğu dönencelerdir. Dikkat ederseniz çölde herhangi bir su bulunmadığından havanın içerisindeki su buharı miktarı da oldukça azdır. Böyle olunca sıcaklık dağılmayacak ve birikmeye devam edecektir.
6) Okyanus Akıntıları:
Okyanus akıntıları, okyanus içerisindeki suyun doğal bir kanal ile yer değiştirmesidir. Bu suyun sıcak veya soğuk etki yaratması geldi bölgenin özellikleri ile alakalıdır. Eğer ekvatordan kutuplara doğru bir akıntı varsa, bu akıntı uğradığı yerlere sıcaklık artırıcı bir etki yapacaktır.
Kutuplardan, ekvatora doğru bir akındı varsa, sıcaklık azaltıcı bir ekti yapacaktır. Bu akıntılar uğradıkları kara kenarlarının iklimine oldukça etki ederler. Örnek vermek gerekirse, soğuk bir iklim kuşağında bulunan İngiltere, yakınlarından geçen sıcak su akıntısı nedeniyle daha yumuşak ve ılıman bir iklim yaşamaktadır.
7)Rüzgârlar:
Rüzgârlar geldikleri bölgenin özelliklerini taşırlar ve ona göre etkide bulunurlar. Sıcak bölgeden gelen rüzgârlar sıcaklığı artırıcı etkide bulunurken, soğuk bölgeden rüzgarlar sıcaklığı azaltıcı etkide bulunmaktadır.
8)Bitki Örtüsü:
Bitki örtüsü toprağın üzerini bir çarşaf gibi örten bitkilerden oluşan katmanın adıdır. Güneş ışınlarının direkt yer yüzüne temasını önlerler ve aşırı ısınmaya engel olurlar. Kışın ise soğuk hava kütlesinin yer ile temasına engel olarak aşırı soğumaya engel olmaktadırlar. Bu durum göz önüne alındığında aşırı ısınma ve aşırı soğumaya engel olmaktadır.
Çölleri düşündüğümüzde aşırı soğuma ve aşırı ısınmaya engel olacak bir bitki örtüsü bulunmamaktadır ve o nedenle güneş ışınları direkt yeryüzü ile temas etmektedir.
Dünya’da Sıcaklığın Coğrafi Dağılışı:
sicaklik-dagilisiSıcaklığın dünya üzerinde nasıl bir dağılıma sahip olduğunu öğrenebilmemiz için bizlere yardımcı olacak olan “izoterm haritalarına” ihtiyacımız olacaktır. İzoterm haritaları eş yükselti eğrileri denilen, iç içe geçmiş eğrilerden oluşur. Bu eğriler üzerindeki her nokta aynıdır. Yani A eğrisi üzerinde bulunan tüm noktaların sıcaklık değerleri aynıyken, B noktasında bulunan eğri üzerindeki tüm noktalarında sıcaklık değerleri aynı olacaktır.
İndirgenmiş izoterm haritaları denilen bir harita çeşidi vardır. Bu haritalarda dünyanın her noktası deniz seviyesinde kabul edilir ve sıcaklık ölçümleri bu kritere göre gerçekleştirilir.
Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı:
dünyada sıcaklığın dağılışıYıl içerisinde değişen sıcaklıkların ortalamasının hesaplanması ile ölçülmektedir. Sıcaklıklar genel olarak aynı enlem üzerinde benzer etkilerde bulunurlar. Bu nedenle çizilen yıllık ortalama sıcaklık dağılışı grafiklerinde hemen hemen yakın enlem üzerinde aynı sıcaklık değerlerinin olduğunu görebilirsiniz.

 

 

2)Basınç
basinc konu anlatimi cografyaBasınç havanın ağırlığı anlamında kullanılmaktadır coğrafya da. Havanında bir ağırlığının olduğunu unutmamalıyız. Havanın yaptığı bu basınca, “atmosfer basıncı” denir. Atmosferde bulunan hava bizlerin üzerine basınç uygular. Uyguladığı basınç 10-15 ton olarak değişmektedir. Duyulduğunda inanılmayacak bir rakam olsa da 10-15 ton arasında basınç uygulanıyoruz. Peki bu basınca nasıl dayanıyoruz? Bu sorunun cevabı fizyolojik yapımızda saklıdır. Kan basıncını duymuşsunuzdur, vücudumuz hava tarafından yapılan bu basınca aynı oranda karşılık verir ve itme kuvveti uygular. Böylece bu basınca karşı zarar görmeyiz.
Bilim adamları tarafından yapılan deneyler sonucunda, basıncın bir ortalaması hesaplanmıştır. Bu ortalama uygun koşullar sağlandığında aynı sonucu vermektedir. Farklı koşullarda farklılaşmaktadır. Genel olarak 1cm alana uygulanan basınç 1013mb (milibar) olarak hesaplanmıştır. Bulunduğu çevreye göre yüksek olan basınca “yüksek basınç”, bulunduğu çevreden daha alçak olanlara ise “alçak basınç” adı verilir.
Dünya üzerindeki farklı noktaların farklı basınç değerlerine sahip olduğunu unutmamak gereklidir. Şuana kadar en yüksek basınç Sbirya’da ölçülmüştür.
SÜREKLİ BASINÇ KUŞAKLARI
Termik Alçak Basınç Kuşağı:
Ekvator ve çevresinde görülmektedir. Burada görülmesinin temel sebebi, yüksek sıcaklıklardan dolayı ısınan hava genleşmekte ve yükselmektedir. Yükselen hava alçak basınç kuşağı oluşturmaktadır.
Termik Yüksek Basınç Kuşağı:
Yukarıdaki durumun tam tersi söz konusudur. Kutuplar ve çevresinde yaygın olarak görülür. Buralarda yaygın olarak görülmesinin sebebi, soğuyan havanın ağırlaşması ve yere daha fazla yaklaşmasıdır. Böylece yüksek basınç meydana gelmektedir.
Dinamik Yüksek Basınç Merkezi:
30⁰ civarı enlemlerde meydana gelmektedir. Burada meydana gelmesinin sebebi, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanır. 30⁰ enlemleri civarında bu dönmenin etkisiyle rüzgarlar sapmaya uğrar ve alçalıcı harekette bulunurlar. Alçalan hava ısınacağından dolayı bu bölgede sıcaklıklar etkili olur. 30⁰ enlemlerinde çöllerin bulunmasının sebebi de budur.
Dinamik Alçak Basınç Kuşağı:
Dünyanın kendi ekseni etrafında dönemsi ile 60⁰ enlemlerinde batı rüzgarları ve kutup rüzgarları karşılaşırlar. Bu karşılaşma sonrasında ikisi de yükselici harekette bulunurlar ve bölgede alçak basınç kuşağı meydana gelmektedir.
3)Rüzgarlar
rüzgar cesitleri konu anlatimiRüzgârlar mevcut havanın yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru hareket etmesi ile oluşurlar. Bu hareketi “anemometre” ile ölçülür.
Rüzgârın hızı bulunduğu coğrafi konuma göre farklılık göstermektedir. Düz bir arazide hızlı esebilirken, şehrin içinde binalara sürtünmesinden dolayı hızlı yavaşlayacaktır.
Rüzgârın Esme Sıklığı Hep Aynı Mıdır?
Rüzgâr farklı hızlarla, farklı yönlerden esebilir. Rüzgârın esiş hızını gösteren grafiklere rüzgar frekansı denilir. Esme sıklığının gösterildiği grafiklere ise rüzgâr gülü denilir. Genellikle estiği yönü göstermek için hâkim rüzgâr yönü tabiri kullanılır.
Rüzgar Çeşitleri
1)Sürekli Rüzgârlar:
Gerek dünyanın dönüş hareketi gerekse diğer koşullar devreye girdiğinde sürekli olarak belirli rotalar dahilinde esmeye devam eden rüzgarlar vardır. Bunlara sürekli rüzgarlar denilir. Kutup rüzgarları, Batı rüzgarları, Alizeler sürekli rüzgarlar arasında yer alır.
2)Mevsimlik Rüzgarlar:
Mevsimlere göre esme sürekliliği gösteren rüzgarlardır. Karaların ve denizlerin farklı ısınması sonucunda aradaki ısı farkından dolayı ortaya çıkarlar. En belirgin olanlar “Muson rüzgarları”dır. Muson rüzgarları Asya kıtasının güney kesiminde etkili olur. Denizden karaya ve karadan deniz olarak eserler. Yaz aylarında denizden karaya doğru eserler ve Asya kıtasının güney kısımlarına oldukça yağış bırakırlar. Hatta o kadar fazla yağış bırakırlar ki dünyanın en fazla yağış alan noktası da burasıdır. Kış mevsiminde ise tam tersi bir yön izlerler. Karadan denize doğru esmeye başlayan bir süreklilik gösterirler.
3)Yerel Rüzgarlar
a)Meltemler:
Günlük sıcaklık ve basınç farklılığı nedeniyle meydana gelir. Dağ ve Vadi arasında oldukça etkilidir. Bunun nedeni dağ ve vadi arasındaki basınç farklılığıdır.
b)Sıcak Yerel Rüzgârlar:
1)Fön Rüzgârları:
Bir dağ yamacından aşağıya doğru hızlıca esen rüzgârlardır. Bu rüzgârlar dağdan aşağı inerken ısınır ve estikleri yerde kurutucu etki yaparlar. Ulaştıkları yerdeki sıcaklığı artıran rüzgârlardır. Ortalama 100m de 1⁰C sıcaklıklarını artırarak aşağıya indikçe ısınırlar.
c)Soğuk Yerel Rüzgârlar:
Kış aylarında etkili olan ve geldikleri soğuk yerlerin özellikleri taşırlar ve ulaştıkları bölgede soğuk etki yaratırlar.
4)Tropikal Rüzgarlar
Sıcak kuşağın bulunduğu ekvatoral bölgede daha etkili olurlar. Burada oluşan rüzgârlar, yıkıcı etki yapmaktadır. Bulundukları bölgeye özel olarak, tayfun, kasırga, hortum gibi farklı isimlerle anılırlar.
4)Nem ve Yağış
Nem havanın içerisinde bulunan su buharıdır. Yağış oluşması için gereken ortamın oluşmasında olukça etkilidir. İki farklı nem türü vardır. Bunları açıklayarak devam edelim,
a)Mutlak Nem:
Mutlak nem havanın içerisinde bulunan nem miktarıdır. 1mᵌ havanın içerisindeki nemim gr. Olarak ifade edilmesidir. Mevcut ve o an bulunan nem miktarını ifade etmektedir.
Maksimum Nem: 1mᵌ havanın alabileceği nem miktarıdır. Yani o an havanın içerisindeki nem değil, havanın içine alabileceği toplam nem miktarını ifade etmektedir.
b)Bağıl Nem:
Bağıl nem, sıcaklıkla etki- tepki olayında bulunur. Sıcaklık artıkça bağıl nem oranı azalır. Havanın içerisindeki nem açığı artar. Havanın içerisindeki nem azaldığı için, yağış ihtimali azalacaktır.
Yoğuşma ve Ürünleri:
Yükselen havanın içerisinde bulunan nem, yoğunlaşır ve gökyüzünde bazı şekiller oluşturur. Bunlara bulut adı verilir. Bulutlar, farklı kategorilerde anılmaktadır.
Sis:Soğuk hava kütlesinin sıcak yeryüzü ile veya tam tersi durum ile karşılaşması sonucunda yeryüzünün üzerinde bulunan bulutlardır. Sıcak ve soğuk iki kütlenin birbiri ile temas etmesi sonucunda meydana gelir.
Çiy:Gece havanın soğuması ile hava içerisindeki nemin yoğunlaşması sonucunda yeryüzünde su damlacıkları olarak görünmesidir. Genellikle bahar sabahlarında karşımıza çıkar ve çiçeklerin veya otların üzerinde su damlacıkları olarak görülür.
Kırağı:Havanın içerisindeki nemin şiddetli soğuk nedeniyle buz kristalleri olarak yeryüzünde bulunması durumudur. Bitkilerin üzerinde bir buz katmanı meydana gelir ve şiddetli soğukların bulunduğu bölgelerde etkilidir.
Kırç:Kırağı ile benzer özellikler gösterse de, arasındaki fark, kırç daha kalın katmanlar oluşturarak yeryüzündeki bitki, ağaç gibi unsurların üzerini kaplamasıdır.
Yağış Türleri:
Hava içerisindeki nemin yoğunlaşması ve yoğunlaşma sonucunda ağırlaşması ile yeryüzüne yağış olarak düşmesini ifade eder. Bunun farklı türleri vardır.
Yağmur:Hava içerisindeki nemin yoğunlaşıp su damlacıkları haline gelmesiyle, yer çekiminin etkisiyle yeryüzüne düşer. Bu yağış türüne yağmur adı verilir.
Kar:Havanın içerisindeki nemin 0⁰C nin altında yoğunlaşarak kristaller oluşturması sonucunda yer çekiminin etkisiyle yeryüzüne düşmesine kar denir.
Dolu:Havanın içerisindeki nemin, hava sıcaklığının 0⁰C nin altına aniden inmesi ile buz kristalleri olarak yoğunlaşması ve yeryüzüne düşme olayıdır.
Hava Kütleleri Ve Cepheler
Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin birbiri ile karşılaştıkları alana cephe denilir. Cephelerin bulunduğu yerde yoğun yağışlar meydana gelir.
Oluşumlarına Göre Yağış Tipleri:
nem ve yagis konu anlatimi1)Yükselim (Konveksiyonel) Yağışlar:
Isınan hava doğal olarak yükselir. Yükseldikten sonra hava içerisindeki nem yoğunlaşır ve yağış meydana gelir.
2)Yamaç (Orografik) Yağışlar:
Genellikle denize paralel uzanan dağlarda görülür. Deniz üzerinden gelen nemli hava dağ üzerine tırmanarak yükselir. Yükseldiğinde içerisindeki nem, yoğunlaşır ve dağ yamacına yağış bırakır.
3)Cephe (Frontal) Yağışlar:
Sıcak hava ile soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında havanın yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

admin

Yazımızda eksiğimiz olduğunu düşünüyorsanız yorum yazarak bildiriniz.

Bu yazıya toplam 2 tane yorum yapılmış.

  1. ibrhm dedi ki:

    Çok iyi teşekkürler😀😁😀😁😂😎😂😎😀😁

  2. HASDLAMAKIDAS dedi ki:

    ALLAH RAZI OLSUN PERFORMANSIMI BURDAN YABTIM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir