17.Yüzyıl’da Avrupa, Asya ve Osmanlı Devleti’nin Genel Durumu

17.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı ve Avrupa devletlerinin sömürge arayışı içine girdikleri bir yüzyıldır.

Avrupa’nın 17.yy’da Genel Durumu

 

XVII. Yüzyıl’da, Avrupa devletlerinin genel yönetim şekli, sadece tek yöneticinin hakim olduğu monarşi sistemiydi. Bu da demek oluyor ki ülkeyi sadece kral yönetmektedir. Ayrıca bu dönemde, önemli Avrupa Devletleri’nden olan Fransa ve İngiltere kralları, yönetime ortak olmak isteyen kişileri ve oluşumları sonlandırdı. Bu şekilde kendi güçlerini daha da arttırdılar. Yine bu ülkeler başta olmakla birlikte Hollanda, İspanya ve Portekiz ülkeleri, sömürgecilik için birbirleriyle yarıştılar. Amaçları, daha fazla yer keşfederek orada bulunan, maddi açıdan büyük önem taşıyan maden ve kaynakları sömürmekti. Osmanlı Devleti’nin kontrolü altında olan Baharat ve İpek yolları’nın yerine daha farklı yollar oluşturmak, bu ülkelerin Osmanlı Devleti’ne vergi vermemelerini sağlayacaktı. Dolayısıyla yeni bir ticaret yolu oluşturma alanında da birbirleriyle mücadele içine girdiler.

 

17-yüzyılda-avrupa

 

Asya’nın 17.yy’da Genel Durumu

 

XVII. yüzyıl’da, Asya’nın maddi, askeri ve siyasi anlamda en gelişmiş ve en çok söz sahibi olan ülkesi Rusya’ydı. Altın Orda Devleti’nin, savaşta mağlup edilmesi ile birlikte, Rusya Orta Asya’ya doğru sınırlarını genişletmeye başladı. Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla birlikte Özbekler güçlenmiş, Hokand, Buhara, Hive gibi beylikler kurulmuştur. Ayrıca Kırgızlar ve Kaşgarlar bu dönemde güçlenerek hem bölgenin yönetiminde söz sahibi olmuşlar, hem de Asya’ya, Türk kültürünün yayılmasını sağlamışlardır. Bu beylikler tarafından hazırlanan, halen Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan eserleri ve kitabeleri yazmaları bunun en büyük kanıtlarından biridir.

 

 

Osmanlı Devleti’nin 17.yy’da Genel Durumu

 

Bu yüzyıl’da Osmanlı, Balkan Yarımadası’ndan Habeşistan bölgesine kadar olan geniş bir alanın yönetiminde ve toprak kontrolünde söz sahibiydi. Osmanlı her ne kadar güçlü ve otoriter bir devlet olsa da, hem içten hem de dıştan gelen karışıklık çabaları boy göstermeye başlamıştır.

Bu yüzyıl’da yapılmaya çalışılan karışıklık çabaları ve kaos ortamı, Osmanlı’daki merkezi yönetim otoritesinin zayıflamasına yol açmıştır. Bu zayıflamalara yol açan en büyük nedenlerden biri de veraset sisteminde gidilen değişikliktir. I.Ahmet zamanında hayata geçirilen erşed ve ekber sistemiyle, taht mücadelelerinin önüne geçilmek istenmiş ancak istenildiği kadar başarılı olmamıştı. Şehzadeler, yaşamlarını Saray’da geçirdikleri için hem halkı tanıyamamışlar, hem de yönetim deneyimi ile ilgili hiçbir tecrübe kazanamamışlardır. Dolayısıyla bu şehzadeler, ülkenin yönetimini ele alınca merkezi otoriteyi sağlayamamakla birlikte, saraydaki kadınlar ve diğer devlet adamlarının etkisi altında kalıyorlardı ve bu da Osmanlı Devleti’nin güç kaybetmesi ve sonlanmasında büyük bir rol oynamıştır.

 

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir